Tarihçe

⚜️ 📜 ⚜️
Dersaadet'ten Günümüze Asırlık Mücadele

İSTANBUL İTFAİYESİ TARİHÇESİ

1579 Tarihli Sultan III. Murat Fermanı ve 1714 Tulumbacı Ocağı'ndan, 1874 Modern İtfaiye Alayı'na ve Cumhuriyetimizin güçlü teşkilatına uzanan 3 asırlık bir gurur.
İlk Yazılı Tedbir
1579 Fermanı
İlk Teşkilat
1714 Tulumbacılar
Modern Teşkilatlanma
1874 İtfaiye Alayı

Tarihi boyunca büyük yangınlara sahne olan İstanbul’un, Bizans döneminden itibaren ağırlıklı olarak ahşap yapılardan oluştuğu bilinmektedir. Şehrin nüfusu arttıkça ve sokaklar daraldıkça yangın tehlikesi katlanarak büyümüştür.

“
19. yüzyılda İstanbul’da bulunan Mareşal Moltke, hatıralarında Sultan saraylarının dahi ahşap barakalardan farksız olduğunu; taş temel üzerine ahşap kaplama ve kerpiç dolgu ile yapılan evlerin yangın anında hızla tutuştuğunu belirtmiştir. Beyoğlu’ndaki kârgir binalar ve yabancı elçilikler dahi şiddetli hararet ve alev fırtınaları karşısında yangından kurtulamamıştır.
— Mareşal Helmuth von Moltke, Türkiye Mektupları
🏮

İlk Tedbirler ve Tulumbacı Ocağı (1579 – 1826)

Osmanlı’da yangınlara karşı alınan ilk yazılı tedbir, Padişah III. Murat’ın 12 Mart 1579 tarihli fermanıdır. Bu tarihi fermanla her hanede bir büyük fıçı dolusu su ve dama kolayca ulaşacak sağlam bir merdiven bulundurulması kanunen zorunlu kılınmıştır.

Düzenli itfaiye teşkilatının temeli ise Osmanlı hizmetine girerek Müslüman olan ve “Gerçek Davut” adını alan Fransız asıllı bir mühendis (David) tarafından atılmıştır. Davut’un icat ettiği emme-basma tulumbaların ilk kez Tüfekhane ile Tophane yangınlarında gösterdiği büyük başarı üzerine, Lale Devri'nin ünlü Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1714 yılında Yeniçeri Ocağı'na bağlı “Tulumbacı Ocağı” kurulmuştur. Bu ocak, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı ile birlikte lağvedilene kadar yaklaşık 110 yıl kesintisiz hizmet vermiştir.

Tarihçe - İstanbul İtfaiyesi
Osmanlı Dönemi Tulumbacılar Ocağı ve Yangına Müdahale Gravürü
🎖️

Modernleşme Süreci ve İtfaiye Alayı (1874)

Tulumbacı Ocağı'nın 1826'da kaldırılmasının ardından yaşanan büyük yangınlar (özellikle binlerce binayı kül eden 1871 Büyük Beyoğlu Yangını), mahalle tulumbacılığının ve yarı askeri teşkilatların yetersizliğini acı biçimde ortaya koymuştur. Sigorta şirketlerinin ısrarlı talepleri ve hükümetin Avrupa'daki incelemeleri sonucunda Macaristan İtfaiye Teşkilatı örnek model olarak seçilmiştir.

Sultan Abdülaziz’in davetiyle Macaristan’dan İstanbul'a gelen Kont Ödön Széchenyi’nin (Széchenyi Paşa) rehberliğinde, 26 Eylül 1874 tarihinde 4 taburlu modern “İtfaiye Alayı” resmen kurulmuştur. Bu tarihi dönüşüm sürecinde hayata geçirilen köklü reformlar şunlardır:

1. Askeri Disiplin ve Eğitim
Başıbozuk ve düzensiz mahalle tulumbacılarının askeri kışlalarda disiplinli eğitime alınması ve nizami ordu hiyerarşisine bağlanması.
2. Atlı Arabalı Tulumba Sistemi
Tulumbaların omuzda yaya taşınması usulü terk edilerek, özel yetiştirilmiş atlarla ve hayvanlarla çekilen arabalı intikal sistemine geçilmesi.
3. Standart Teçhizat ve Üniforma
İtfaiyeciler için ateşe ve ısıya dayanıklı özel dokuma üniformalar, pirinç miğferler ve modern yangın söndürme donanımlarının standartlaştırılması.
4. Bahriye (Deniz) İtfaiye Taburu
Boğaziçi’ndeki tarihi yalıları ve sahil şeridini denizden korumak amacıyla 1884 yılında ilk buharlı istimbotlu Bahriye İtfaiye Taburu'nun kurulması.
Tarihçe - İstanbul İtfaiyesi
Modern İtfaiye Alayı: Atlı Tulumba Arabaları ve Üniformalı İtfaiye Neferleri
⚖️

Teknik Sorunlar ve Çözüm Arayışları

Széchenyi Paşa döneminde teşkilat hızla modernleşse de kronik su sıkıntısı yangınla mücadelenin önündeki en büyük engel olmuştur. İstanbul’un su dağıtım imtiyazını elinde bulunduran Fransız şirketi (Dersaadet Su Osmanlı A.Ş.), yangınlarda kullanılan suyu ücretsiz vermeyi taahhüt etmesine rağmen, ticari kaygılarla vanaları geç açmış ve su akışını aksatmıştır. Ayrıca sigorta tazminatını almak isteyen kimi mülk sahiplerinin kasıtlı yangınlar çıkardığı adli kayıtlarla tespit edilmiştir.

📜 Men-i Harik Nizamnamesi (1890): Yaşanan suistimallere ve yangın felaketlerine karşı Sultan II. Abdülhamid döneminde “Men-i Harik Tedâbirini Havî Nizamname” (Yangın Önleme Tedbirleri Tüzüğü) yayımlanarak; binaların kagir inşası, yangın duvarları, baca temizliği ve periyodik denetimler konusunda Osmanlı tarihinin en sıkı yasal kuralları yürürlüğe konulmuştur.
🏛️

Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz Yapılanması

49 yıl boyunca aralıksız süren Askeri İtfaiye dönemi, 25 Eylül 1923 tarihinde teşkilatın İstanbul Belediyesi’ne devredilmesiyle sona ermiş ve bu tarihten itibaren kutsal vazife “Belediye İtfaiyesi” olarak ifa edilmeye başlanmıştır.

1997 yılında Daire Başkanlığı statüsüne dönüştürülen ve zamanla çeşitli birimlerin eklenip ayrılmasıyla modern bir afet müdahale gücüne evrilen teşkilatımız; 2024 yılında AKOM’un ayrılmasının ardından Merkez İtfaiye, Avrupa Yakası İtfaiye, Anadolu Yakası İtfaiye Şube Müdürlükleri ile Acil Yardım ve Cankurtarma Şube Müdürlüğü olarak 16 milyon İstanbulluya 7/24 kesintisiz hizmet vermeyi sürdürmektedir.

⏳

TARİHSEL ZAMAN ÇİZELGESİ (1579 – 2024)

1579
Padişah III. Murat, yangınlara karşı tarihteki ilk yazılı tedbir olarak kabul edilen fermanı yayımladı (Her evde su fıçısı ve çatıya ulaşacak merdiven zorunluluğu).
1714
Gerçek Davut’un icadı olan tulumbanın başarısı üzerine, Sultan III. Ahmet devrinde Yeniçeri Ocağı'na bağlı “Tulumbacı Ocağı” resmen kuruldu.
1826
Vaka-i Hayriye ile Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla birlikte Tulumbacı Ocağı da lağvedildi.
1826
Ocağın kaldırılmasından sadece 48 gün sonra büyük Hocapaşa Yangını çıktı; bu durum kurumsal teşkilatlanma ihtiyacını ivedi hale getirdi.
1827
Şimdiki İstanbul Üniversitesi merkez binasında (Serasker Kapısı) “Yarı Askeri” itfaiye teşkilatı oluşturuldu.
1846
Zaptiye Müşiriyeti kuruldu; asayiş karakollarında birer yangın tulumbası bulundurulması kararlaştırıldı.
1869
Belediye Daireleri ihdas edilince bunlara bağlı “Daireli” tulumbacı takımları ve “Mahalle Tulumbacılığı” sistemi tesis edildi.
1871
Büyük Beyoğlu Yangını meydana geldi; mevcut yapının yetersizliği kesinleşti. Macar itfaiye uzmanı Kont Ödön Széchenyi İstanbul’a ilk kez teşrif etti.
1874
26 Eylül 1874: Széchenyi Paşa yönetiminde 4 kara taburundan oluşan modern “İtfaiye Alayı” resmen teşkil edildi.
1874
24 Kasım 1874: Sultan Abdülaziz’in iradesiyle Kont Széchenyi, İtfaiye Alayı Başöğretmenliği vazifesine tayin edildi.
1884
Boğaziçi sahillerindeki yalıları denizden korumak amacıyla ilk Deniz İtfaiyesi (Bahriye Taburu) teşekkül etti.
1890
Bina inşası, baca temizliği ve cezai müeyyideleri belirleyen “Men-i Harik Tedâbirini Havî Nizamname” yürürlüğe girdi.
1891
Almanya'dan yeni sistem buharlı yangın tulumbaları getirtilerek taburlara tevzi edildi.
1911
Bâbıâlî yangını akabinde motorlu tulumbalar ve modern itfaiye arazözleri envantere dahil edilmeye başlandı.
1922
İstanbul İtfaiyesi'ni 48 yıl boyunca büyük bir sadakatle sevk ve idare eden Széchenyi Paşa vefat etti.
1923
25 Eylül 1923: Askeri İtfaiye dönemi bitti; teşkilat İstanbul Belediyesi’ne devredilerek “Belediye İtfaiyesi” hüviyetine kavuştu.
1997
10 Ekim 1997: İtfaiye Müdürlüğü, “Daire Başkanlığı” statüsüne yükseltilerek teşkilat yapısı 3 müdürlük olarak genişletildi.
2005–06
Avrupa Yakası İtfaiye Müdürlüğü ihdas edildi; Acil Yardım ve Cankurtarma Müdürlüğü ile AKOM Daire Başkanlığı bünyesine bağlandı.
2024
Günümüzde teşkilat; Merkez, Avrupa, Anadolu İtfaiye Şube Müdürlükleri ve Acil Yardım ve Cankurtarma Müdürlüğü ile dünya standartlarında hizmet vermektedir.
Tarihçe - İstanbul İtfaiyesi
Kont Ödön Széchenyi (1839 – 1922)
Modern İtfaiyenin Kurucusu

Kont Ödön Széchenyi (Széchenyi Paşa)

Macaristan’ın köklü ve aristokrat bir ailesinden gelen Ödön Széchenyi, 1839 yılında Bratislava’da doğmuştur. Babası Kont Istvan Széchenyi, Macar tarihinin en önemli devlet adamlarından, komutanlarından ve Macar Bilimler Akademisi'nin kurucusudur.

Genç yaşta denizcilik eğitimi alarak kaptan olan Ödön, Londra İtfaiyesi'nde edindiği ileri teknik tecrübeleri ülkesine taşıyarak Macaristan Ulusal İtfaiyesi'ni kurmuştur. Sultan Abdülaziz’in davetiyle İstanbul’a gelen Széchenyi, tam 48 yıl boyunca İstanbul İtfaiyesi’ni bizzat yönetmiş, gösterdiği üstün başarılar ve disiplin sayesinde Osmanlı ordusunda Miralay (Albay) ve Ferik (Korgeneral/Paşa) rütbelerine kadar yükselmiştir.

Türk milletini ve İstanbul’u ikinci vatanı olarak benimseyen Széchenyi Paşa, 23 Mart 1922 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. Naaşı, vasiyeti üzerine Macaristan'a gönderilmemiş; devlet töreniyle Feriköy Latin Katolik Kabristanı’na defnedilmiştir.

🖼️

TARİHİ FOTOĞRAF VE BELGE ARŞİVİ

Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz